Cuma sabahları e-posta kutuna düşen bültenin bir de kağıttan versiyonu olsun istedim. Çünkü bazı şeyler ekranda söylenmiyor.
Mektup, ayda bir defa, kağıda yazacağım bir sayfa. Bazen bir hikâye olacak, bazen küçük bir ritüel, bazen de sadece “nasılsın?” diye soran birkaç satır. Bizi büyütenlerle, kendimizle ve yaşamı kutlama fikriyle ilgili.
Bu bir dergi aboneliği değil, bir gazete de değil. Bir dosta yazılan mektup. O yüzden sayısı sınırlı olacak — elimin yetebildiği kadar.
